Hüzün
Loş ve boş sokaklarda kol gezen gece bekçisidir
Çatacak insan arar düdüğü cebinde, iki parmak arası kadar yakın…
Ah sevgili bu saatinde gecenin, ne arayım çıplaklığında
Kanırtıyor zaten dolunay sabundan etimi
Yak istersen tenimi, beyninin gaz odalarında
On dördü gibi ayın, su gibi olamadım ya.
Oysa senin güzelliğin aynadır kalbime
Çok günah işlesem de seni sevdiğim için, az yazılır amel defterime
Bense sayfalarca günahlarım seni şiirlerimde, kurmaca düşlerimle
Ah ne kötü bir şairdir şu içimdeki bencil!
Aslında sana en çok yakışan benim tenimdir
Ve önadımdır ünlü uyumuna inat, yakışır
Avunmaya muhtaç zavallılığımdır bu narsist tümceler
Çatlayan sesime gel, uykusuz ve yorgun düşersen gurbetin koynunda
Yalnızca o senin yoldaşındır, yandaşın.
Çok sular geçti bu yüz göstermeyen ayna ardından
Dudaklarım çiğnendi yolsuz ağızlarda sırılsıklam
Süründüğüm uyaksız rujların izi kalmadan
Çektim gittim habersiz dualardan, rüyalardan
İşte bekçi çıkarttı eldivenini, üşüyen parmakları güne emanet
Hüzün hasretin sırdaşı,
En güzel anı, senin yüzün