Zaman zaman sıkılırsam yalnızlıktan,
suskun bir peri kızı olur yüreğim.
Ağlarım, gözyaşım içime akar.
Kimse bilmez ben nerdeyim.
İçim acıdıkça, kalemim yazar.
O zaman ben susarım,düşlerim başlar...
Az sonra çığlıklar inecek şehre Ayazında tekel kanyak içecek yine saçı sakalı bir, İstanbullu Robinsonlar Gözü pek fahişelerin dilinden nasiplenecek mutsuz ‘adamlar’ Koyunlarındaki sevda otlarını ayıklayıp, iğneye iplik sokacaklar kör gözleriyle Kadınların ağlamaktan helak olan gözleri şişecek ve çökecek avurtları ‘Çocuklar’ babalarını soracak uyku sersemi ve anneler başlarını okşayıp avutacaklar yine
Üveyik bakışlı acı, yarenlik edecek bulutlara Avuçları kanlı, nasırlı, dudakları tütün sarısı O adamlar…
Darağacına siyah-beyaz ve kırmızı çaputlar bağlayacak ‘gençler’, dilekleri düş ülkü Sonrası sürgün-umut ve kan… Anaların ağlamaktan helak olan gözleri şişecek ve çökecek avurtları Babalar çocuklarını soracak...
Dualarını esirgemeyen tanrı soylular yapışacak yakalarına kaldırımların Beyoğlu’ndan hesap soracaklar, efsunlayacaklar yalandan masumiyetlerini Ekmek derdinde olan üç beş esnafı da iğdiş etmeye kalkacak din süvarileri Muhalefet orduları karışacak işin içine, ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında olmadan Öyle bir ‘kargaşa’ çıkacak ki, kargaların hücumu yetmeyecek direnişe Saatlerin göğsü daralacak, sıkışıp, kriz geçirecek Borsa tavan yapacak, çanlar sadece ‘düşkünler’ için çalacak
Din ve devlet işleri birbirinize karışın, bırakın şiirimin yakasını!
Tevazu gösteren sokaklar geçiyorum, Kimsesiz nazireler seçiyorum kendime göğün alacalığından Alacağın olsun be dünya, bir insanlığına sahip çıkamadın Seçim meydanların, bayrakların, flamaların, renk renk tabelaların var Caddelerin ışıklı, süslü püslü, arabalı, mağazalı, fiyakalı Peki, akan yollarının durağı yok mu, arka meydanları, açlıkları, orospulukları, fukaralıkları?
Üzerinden çok yıl geçmiş bir kaltak şimdi ‘zaman’ Yürekteki kirleri temizlese bile ağartan Dile dolanan pembe simli bir şarkıda Lavanta kokulu bir sabahta Çapaklarıyla çıkagelen bir çocuk Aynaya bakarken bile hatırlanmayan bir kimliği gözüne sokan
* Ey, iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!
Yazan: defnenaz
Okumaktan ve yazmaktan hiç vazgeçmeyin. Sitenizi gezdim, şiirleriniz biraz içdöküm denemelerine yakın olsa da, çok güzel. Sitemi ziyaretiniz ve paylaştıklarımız için teşekkür ederim.
Bu arada amatör ruhunuzu hep koruyun. Bir de tabut.net i ziyaret edin, eminim kendinizden çok şey bulacaksınız. ( Sitenizde petete çalışmıyor bilginize:) )
Sevgiyle, şiirle kalın.