Defnenaz'ın Düş Evi

Ev sahibi

Zaman zaman sıkılırsam yalnızlıktan, suskun bir peri kızı olur yüreğim. Ağlarım, gözyaşım içime akar. Kimse bilmez ben nerdeyim. İçim acıdıkça, kalemim yazar. O zaman ben susarım,düşlerim başlar...
  • Komşularım

  • İp Ucu

    7/12/2008


    Nilgün'e

    Az sonra çığlıklar inecek şehre
    Ayazında tekel kanyak içecek yine saçı sakalı bir, İstanbullu Robinsonlar
    Gözü pek fahişelerin dilinden nasiplenecek mutsuz ‘adamlar’
    Koyunlarındaki sevda otlarını ayıklayıp, iğneye iplik sokacaklar kör gözleriyle
    Kadınların ağlamaktan helak olan gözleri şişecek ve çökecek avurtları
    ‘Çocuklar’ babalarını soracak uyku sersemi ve anneler başlarını okşayıp avutacaklar yine

    Üveyik bakışlı acı, yarenlik edecek bulutlara
    Avuçları kanlı, nasırlı, dudakları tütün sarısı
    O adamlar…

    Darağacına siyah-beyaz ve kırmızı çaputlar bağlayacak ‘gençler’, dilekleri düş ülkü
    Sonrası sürgün-umut ve kan…
    Anaların ağlamaktan helak olan gözleri şişecek ve çökecek avurtları
    Babalar çocuklarını soracak...

    Dualarını esirgemeyen tanrı soylular yapışacak yakalarına kaldırımların
    Beyoğlu’ndan hesap soracaklar, efsunlayacaklar yalandan masumiyetlerini
    Ekmek derdinde olan üç beş esnafı da iğdiş etmeye kalkacak din süvarileri
    Muhalefet orduları karışacak işin içine, ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında olmadan
    Öyle bir ‘kargaşa’ çıkacak ki, kargaların hücumu yetmeyecek direnişe
    Saatlerin göğsü daralacak, sıkışıp, kriz geçirecek
    Borsa tavan yapacak, çanlar sadece ‘düşkünler’ için çalacak

    Din ve devlet işleri birbirinize karışın, bırakın şiirimin yakasını!


    Tevazu gösteren sokaklar geçiyorum,
    Kimsesiz nazireler seçiyorum kendime göğün alacalığından
    Alacağın olsun be dünya, bir insanlığına sahip çıkamadın
    Seçim meydanların, bayrakların, flamaların, renk renk tabelaların var
    Caddelerin ışıklı, süslü püslü, arabalı, mağazalı, fiyakalı
    Peki, akan yollarının durağı yok mu, arka meydanları, açlıkları, orospulukları, fukaralıkları?

    Üzerinden çok yıl geçmiş bir kaltak şimdi ‘zaman’
    Yürekteki kirleri temizlese bile ağartan
    Dile dolanan pembe simli bir şarkıda
    Lavanta kokulu bir sabahta
    Çapaklarıyla çıkagelen bir çocuk
    Aynaya bakarken bile hatırlanmayan bir kimliği gözüne sokan


    * Ey, iki adımlık yerküre
    senin bütün arka bahçelerini
    gördüm ben!


    * Nilgün Marmara



    D.Nazlıhan Ergin

    Yorum yaz! :: Arkadaşınıza Gönderin
    2 yorum yazilmistir

    2008-12-28 12:30:27 - merhaba sedat

    Yazan: defnenaz
    Okumaktan ve yazmaktan hiç vazgeçmeyin. Sitenizi gezdim, şiirleriniz biraz içdöküm denemelerine yakın olsa da, çok güzel. Sitemi ziyaretiniz ve paylaştıklarımız için teşekkür ederim.
    Bu arada amatör ruhunuzu hep koruyun. Bir de tabut.net i ziyaret edin, eminim kendinizden çok şey bulacaksınız. ( Sitenizde petete çalışmıyor bilginize:) )
    Sevgiyle, şiirle kalın.

    Düzenleyen defnenaz gün: 28/12/2008 saat: 12:31
    Bağlanti :: ::

    2008-12-27 18:11:06 - Tebrik ediorum

    Yazan: Sedat
    Rastgele google'dan buldum adresinizi.
    Tarzıma çok yakın,
    www.sedatdogan.com.tr
    Bağlanti :: ::

    « Önceki - Sonraki »
    <_script /><_script /> «DAHA ESKİ-DAHA YENİ »