Görüşler (2) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
i.
Seni sevdiğimi söylemeye gelmedim buraya
içimden onlarca korku treni geçerken
ve tonlarca yağarken göz yağmurum
dokunup yüzümden sildiğin yaşımı almaya geldim
ii.
Ertelenen çocukluk düşlerimizi yaşarken
ve korkarken korku tüneli gölgelerimizden
sen bana gülerken öperek saçlarımdan
iç tellerimden kopan sevimi almaya geldim
iii.
Seni sevdiğimi söylemeye gelmedim buraya
bir mayıs sabahı, göz kapaklarım ağırken henüz
güneş bile mayışırken,
haylaz bakışlarına kaçan gözlerimi almaya geldim.
iv.
Seni sevdiğimi söylemeye gelmedim buraya
imam şarkısını söylerken
ve sen ısıtırken üşüyen ayaklarımı Temmuz ortasında
ortasında yatağımızın
ve odanın ortasına çıkarttığım pembe puantiyeli çoraplarımı almaya geldim.
v.
Yinelenen nakaratlar söylerken ben sana
ve sen aşkını yinelerken notalarla
yaptığımız besteleri dudaklarından almaya geldim
ve ismimi
ve izimi
her neyim kaldıysa başta yüreğimi…
vi.
Seni sevdiğimi söylemeye geldim buraya
ama sen kulaklarını kapa!
22.10.2007
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
XIII.
Fasıla gidemedim
ama kulağıma geldi fasıl, nasıl mutlu oldum biliyor musunuz?
Telefonla istedim şarkıyı. ("Gözlerinin içine başka hayal girmesin, benden evvel başkası görüp seni sevmesin...")
Gecenin anlam ve önemineydi ve bir şarkı isteyeyim derken öylece geliverdi~~
E bu şarkı bizim olsun.
E mi?
Sev(g)iyle~~
Defnenaz'
Tar(l)ihsiz Günlük
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
XII.
Siz beni bilmiyorsunuz, şebimin rengini hele hiç. Söylemem ki zaten kıskanırsınız. Beni hasta eden şebboyların kokusuyla, şebimin soğukluğunu.Gece nöbetlerimin, hastalık nöbetlerine dönüştüğünü bilmiyorsunuz. Kanıyor çeperleri burnumun, boğazım +186 derece~~~
Sev(g)iyle~~
Defnenaz'
Tar(l)ihsiz Günlük
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
XI.
...
Şeb.
Sonra, bir gece benim ümüğümü sıkmışlar, böyle oturup kıç kemiklerimin ağrıdığı yerde kalakalmışım~~
Kimler mi tabii ki peri amcaları, sevmiyorlar onlar benim şebimi.
Karşısına geçip şebeklik yapmaya çalışacaktım ama o sesleri (ah o sesleri) daha gelirken ki adımlarından belliydi.
Şebnemlerin üzerinde şlap şlup, çatır çutur, patır kütür...
Duydum, ama irkilmedim bu makine beni böyle tepkisiz yapıyor. Belli bir kıyamet kopacaktı ama ürkmedim.
Alışkınım ben kıyametlere, kıyamet kadar afet yaşadım kolay mı?
Neyse sonracığıma efendim, şehrin bütün şebekeleri kapsama alanı dışında sanki kimse duymuyor beni.
Zaten sesim de çıkmıyor ki, peki ya benim beyin zarımda sorun mu var nerden duyuyor bu sesleri?
Şebboylarımın kokusu da burnumu deliyor.
Deli Naz yine hepsini uydu(-ruyor)dan söylüyor.
Sev(g)iyle~~
Defnenaz'
Tar(l)ihsiz Günlük
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
X.
On.
Hadi şimdi yazayım. Günlük dediğime bakmayın siz. Orada burada karaladığım yazıları beğenmeyip buraya tıkıştırıyorum. Kâğıt parçacıklarını kaybetmeyeyim diye. Çantama atıyorum, hemen gelip karalıyorum. O yüzden tarih yok, giriş tarihine de bakmayın siz. Hani altta yazıyorum ya hep tarihsiz aynı zamanda talihsiz günlük diye. İşte hep bu yüzden… Ne talihi var günlüğümün ne tarihi. O da istemez mi böyle kokulu defterlerde filan saklanmak hatta bazıları canım, dostum, sevgilim gibi sözcükler sarf ederler ya günlüklerine. Ben yapmıyorum ilgisizim birazcık:)
Bakınız onuncu bölümde açıkladım sırrımı. Napayım, belirsiz nazım şekli olan böyle sayfalarca yazım var. İş yerinde oturuyorum, dergide bir şeyler okuyorum, kafamdaki kırk türlü tilkiden bir tanesi dürtüyor, böyle kafamın etini yemeye başlıyor. "Yaz yaz nerde olursan ol yaz." " Yaz yaz ne yazarsan yaz."
Korkuyorum yemesin diye beyin hücrelerimi~~
Derhal kalem aranıyorum, kalem ağzımda dolaşırken garip sesler çıkarıp, aynı zamanda kâğıt arıyorum, ikisini öpüştürüyorum. Sonra geçiyorum önlerine kâğıtta kalan kalem izlerini seyre dalıyorum. Öyle iz bırakıyor ki... Kâğıt onu unutmuyor ama ya kalem? Nerede yukarıda ki post-it in koynunda şimdi! Kalem milleti böyle işi gücü aldatmaca~
Bazen kontrol edemiyorum ben bile, ne yaptığını bilmiyor, dolduruyor kağıdı, kendisi boşalıyor, akıtıyor zehrini kaçıyor gidiyor.
İşte klavyemde öyle parmaklarımı çalıyor benden, şuan olduğu gibi, ben müzik dinliyorum o esir almış parmaklarımı yazdırıyor. Kontrolsüz geziniyor parmakçıklarım üstünde. Monitör n'oluyor aman onu hiç karıştırmayayım. Ona hepten yazık. Birik, birik kime patlayacak bilmem.
Böyle yazınca günlük oluyor, bakınız bu günlük işte.
Ama daha önce hiç burada günlük yazmadım ben.
Gecelik yazarım zaten genelde günlerim sıkıcı geçer. Gecelerimse kırk tilkiyle, bazen kırkayakla, bazen kırk düş, bazen kırk düşüş, bazen kırk haramiyle~~
Seviyorum geceleri saçmalattığı için.
Alın size mis gibi gecelik, yeni yıkadım üstündeki puantiyeli düşlerimi~~
Sev(g)iyle~~
Defnenaz
Tar(l)ihsiz Günlük
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
Hiç’e saydım tüm geçmişi
İçe yazdım anıların üstüne
Bu gece
Gidesim var çekip
Çekip vurasım geçmişi
Hatta tüm miş’leri
Miş’li geçmiş zamanı
Zamanı içesim var, bitiresim
Gidiverelim, topladım bavulumu
İçinde gelecek düşlerim
İçim, bir de kimliğim
Kim engel?
Gel gidelim
Gidelim gel/eceğim
Aydınlık mı olsun?
Varsın olsun
Bir de seni dinleyeyim
Veda mı?
Kime?
Haa sahi sevdiğime
Onu da saydım hiç’e
Ne de olsa
Bir var/mış bir yok/muş
O da
Hiç’e saydığım hiç/bir şeyim
El/veda!
31.08.07
Görüşler (1) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
Geçmişin tüm hesaplarını kapattım.
Ardımda kalan tüm fırtınaları dinmiş sayıp, gökyüzünden sormuyorum hesap~ Oldum olası yorar beni zaten hesap kitap işleri. Kitapları severim, vazgeçemem onlardan ancak yazarken geçmişe öyle bir kalem çekerim ki silinir gider karalarım tüm aklardan.
Yazarlardan korkmak lazım aslında, senaryolarına inanmak çok kolaydır. Yaşanmamışı yaşanmış, görülmemişi görülmüş hissettirirler. Ya da tam tersidir ki bu karakter analizi konusunda insanı cidden yanıltır.
Şimdi size tertemiz bir akciğer gösterebilirim, o akın ne kadar kara, nasıl nikotinle kaplı olduğunu kimse bilemez. Ya da öyle güzel hikâyelerle süslerim ki ak kâğıtları, kara kaplı düşlerimi kimse bulamaz.
Yazar milleti görmüş geçirmiş insandır. Geçmişinden ders alan, onu bilendir. Görmezden gelse de o yaşanmışlıklarla yazan insandır.
Tehlikelidir, gözlemcidir, ince ince dokurken kelimeleri, hesapları irdeler. Her şeyi deşer. Sorgular, yargılar, eleştirir.
Bense tüm bunları unutup, boş sayfalara günlük yazmak istiyorum sadece.
Hesap, kitap olmasın çekeyim çizikleri yeni bir deftere, yeni hayaller uydurayım.
Sev(g)iyle~~
Defnenaz
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı
Özledim seni çok
Ama senden bir haber yok
Arasam
Sorsam
Düşsem
Gelsem peşine
Değer misin bunların hepsine
Ah bir bilsem
İçinde ne kadar var olduğumu
Düşünmem
Unuturum çektiğim acıları
Uyurum koynunda
Bir ömür
Bir an bırakmam elini
Seni koyduğum yeri
Söylemem kimseye
Almasınlar oradan seni diye
Çok özledim seni
Ah bir duysam sesini
Bir baksan
İstanbul boğazının içi gibi derin gözlerinle
Gözbebeklerimin içine
Ah bir bulsam
Bir avutsam kendimi
Ne olur bir haber ver
Ama sen; hepsinden, herşeyden bir haber
Bi'haber
Bir haber ver
Ah bir haber…
not: Eski şiirleri kakalıyorum, yeni klavye, mouse alıyım, görürsünüz (Şu cümleyi 10dk.da yazdım)
Görüşler (yok) Sizin Görüşünüz Kalıcı Bağlantı